üşeniyoum

Üşeniyorum; o halde yarın.

Rönesansın büyük dahisi olarak bilinen ve sadece resimleri değil, aklınıza gelebilecek hemen her konuda döneminin fersah fersah ötesine geçmiş olan Leonardo da Vinci, ne yazık ki aynı zamanda çağımızın en büyük hastalıklarından birisinin de, yaşadığı dönemdeki temsilcisi.

Bugün yaşamımıza “procrastination” olarak girmiş bir zehirden bahsediyorum. İngilizcede bir kelime ile kendisini pekala anlatabilen bu hastalık, zengin Türkçemiz ile karşılaştığında onlarca parçaya bölünmekte ve kendisine Ötelemecilik, Sonracılık, Ertelemecilik, Sonra Yaparımcılık, Sallamacılık, Sürüncemede Bırakmacılık, Ağırdan Almacılık, Geciktirmecilik gibi birçok farklı davranış içerisinde anlam bulmaya çalışmaktadır.

Aslında bir Anadolu insanı için (hatta Akdenizli) için geçerli olabilecek rahatlık ve gevşeklik halinden beslenen bu hastalık, nedense kendisini tarif edebilme konusunda hiç de otantik olmayı başaramamıştır. Belki de bu nedenle de Anadolumuz, tarihteki en büyük “procrastinator” lardan birisini yaratma ünvanını, yine bir Akdenizli olan Leonardo Usta yoluyla İtalya’ya kaptırmıştır.

Yaşadığı günlerde hayalperestlik ile suçlanan ve başladığı onlarca proje ve fikri yarıda bırakan (daha doğrusu sonuna kadar götürmeyen) Usta, hiç kuşkusuz Mühendisliğe, Mimariye, Biyolojiye, Botaniğe, Anatomiye, Matematik ve Fiziğe çok önemli katkılar yapmıştır. Kendisini ressam olarak tanımamız bile onun sadece 20 kadar eser tamamlamış, bundan 500 sene önce planlarını çizdiği uçaklar, helikopterler ve denizaltıların bugünün buluşlarına ilham kaynağı olmalarına rağmen kendisinin hiçbir projesini ve eserini zamanında bitirememiş olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.Sanat dünyasının tartışmaya doyamadığı Mona Lisa tablosunu bitirmesi tam 16 yılını almış, Son Yemek (The Last Supper) eserini ise, sponsoru Milan Dükü Ludovico Sforza tarafından fonlarının kesilmesi tehdidi sonrasında bitirmiştir. Öldüğünde ise defterleri binlerce eskiz ve skeç ile dolu olarak kalmıştır.

Dahiliği bir yana, ilgisinin çok hızla ve çok uç noktalara savruluyor ve dağılıyor olması ve tüm enerjisini sırf bu nedenle bitemeyen projelere harcamış olması, onu yaşamış en büyük ve ünlü “procrastinator” yapmaktadır.

İnsanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri olan Leonardo da Vinci’yi, kendisinde salt bir kusur bulmak için kullanmıyorum. Bu yanlış anlaşılma ihtimalini önüne geçmek için hemen belirteyim, “erteleme hastalığı” bir tembellik işareti değil, tam tersine yüksek derecede gayretli, hırslı, fazlasıyla çalışkan ama aşırı seviyede mükemmeliyetçi insanları tariflemektedir.

Bu terimi yeni keşfedenlerin telaş etmesi için bir neden yok, zira günümüz yaşam alanları bizlere bu hastalığın bulaşabilmesi için çok uygun ortamlar hazırlamaktadırlar. Ve bir çoğumuz az ya da çok bu hastalığın mikroplarını halihazırda taşıyoruz ve gelecek nesillere iletiyoruz.Problemi biraz daha köşeye sıkıştırmak için onun tanımı ile oynamak gerekir diye düşünüyorum ve onu “erteleme” değil “bir türlü başlayamama, ve eğer başlanmışsa da bir türlü bitirememe” hastalığı olarak hafifletiyorum.

Bir yazıya, bir ödeve, bir sürece başlamadan önce eğer kendinize bir kahve almayı aklınıza getiriyorsanız, bir “ertelemeci” olmaya aday olabilirsiniz. Çünkü kendinizi sabote etmenin eşiğinde duruyorsunuz ve kendi yolunuza engeller dizmeye hazırlanıyor durumundasınız.

Aşağıdaki listeyi gözden geçirin ve herşeyden once kendiniz ile bu kalıplar ile sınayın ve farkındalığınızı besleyin.

  • Bu kötü alışanlık veya hastalık, insanların %20sinde kolaylıkla görülmektedir. Onlar için “erteleme, başlayamama veya bitirememe” bir yaşam tarzıdır. Faturalarını zamanında ödememek, tüm seyahatlerini son dakikada ayarlamak, doğumgünü hediyelerini son günde almak, vb gibi yaşamın her alanındaki faaliyetlerine eşit yayılan bulgulardır.
  • Ertelemecilik, bir Zaman Yönetimi veya Planlama problem değ Ertelemeciler, Zaman ölçümünü herkes gibi yapsalar da, tek farkları bu ölçümü yaparken çok daha iyimser olmalarıdır.
  • Ertelemecilik, ne yazık ki doğuştan gelen bir alışkanlık değildir, sonradan edinilir. Otoritesi yüksek bir ailenin çocukları kendilerini yönetme alışkanlığını daha zor edindikleri için potansiyeldirler.
  • Kendini kandırmayı severler. Baskı altında daha iyi performans gösterdiklerini zannederler. Zaman daraldıkça daha yaratıcı olduklarına kendilerini inandırırlar.
  • Düzenli ve sürekli olarak dikkat dağıtıcı bir şeyler ararlar ve buldukları da hep kendilerinden minimal katkı bekleyenlerdir. (Sürekli olarak e-postalarını kontrol etmek veya internet haber sitelerini, sosyal ağları taramak, en iyi örneklerdir.)
  • En başta sağlıkla ilgili önemli “gecikmişliklere” adaydırlar. Hiçbir semptomu ciddiye almazlar, alsalar da aksiyonları hep geç gelir.

Unutulmaması gereken en temel tetikleyicileri akılda tutmakta yarar var;

  • Motivasyon Azlığı
  • Mükemmele olan düşkünlük
  • Beceriye uygun olmayan zorluk dereceli görevleri üstlenmek
  • Başarısız olma korku ve kaygısı

Erteleme ile ilgili olan alışkanlıkları “edinildiği” gibi “değiştirilebilir” de. İşte genel Kabul görmüş birkaç öneri.

  • Enerji seviyenizi yükseltin, size zindelik ve güç verecektir.
  • Çalışma zamanlarınızı “bölünme” risk ve alanlarından uzak kurgulayın ve mümkün olduğunca kısa fazlara bölün. Bir konuya odaklanmışken kimsenin size yaptığınız işten alıkoymasına izin vermeyin, telefon, Sosyal Medya ve e-postalarınızdan uzak durun.
  • Günün içindeki en verimli olduğunuz zamanı bulun ve önemli işlerinizi o saatlerde yapmaya çalışın.
  • Odaklanın ve yapacağınız işlerin önem sırasını kontrol edin.
  • Büyük işleri parçalara bölün ve önce en kolaylarından başlayın. İşlerin aralarında kısa molalar vererek kendinizi ödüllendirin.
  • Bir konuda tıkandığınızda ve kendinizi “bıracakmış” gibi hissettiğinizde, derhal “neden başladığınızı” düşünün ve kendinizi motive edin.

Ama bu önerilerin hiç birisi aşağıdaki sorunun yerini tutamaz.

“Bunu yapmak benim için neden önemli ve bunu yapmayı gerçekten istiyor muyum? Bugün sadece bir iş yapacak olsam, yapacağım iş bu mu olurdu? “

Cevap evet ise, dürüstçe ve kararlılık ile verilmiş ise, hiçbir güç onu ertelemeye yetmeyecektir.

Böyle bir işe denk geldiğinizde sadece ve hemen başlayın , yorulduğunuzda ise kendinizi Leonardo Usta’nın başladığı atı bitirirken hayal edin..

Yüce Erim

 

Sayın Yüce Erim’e Momidea Blog’a olan katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

#momidea #iyioliyişeyleryap #eniyisi etiketle, paylaş