IMECE

Ne var ki bunda; çoğumuz böyle doğduk !

Başlığa bakıp, bunun sıradan bir doğum olduğunu düşünüyorsanız, yazının devamını okumanızı tavsiye ederiz. Reyhan – İsmail Yenigün çiftinin sıradışı ” yaşam ” hikayesini bulacaksınız. Bu arada eğer gidip tanışmak isterseniz, yolunuzu İmece Evi’ne; İzmir’e, Mememen’e, Dutlar Köyü’ne düşürmelisiniz. Emin olun ki hoş bulacak, hoş göreceksiniz..

Şimdi artık cümleleri sıcacık bir hikayeye bırakma zamanı ;

İnsanın varlığından beri gerçekleşen şahane doğa olayı; doğum, modern,çağdaş kandırmacası ile ülkemizde hastanelerde yapılmaya zorlanıp genellikle de aile korkutulup sezeryana razı getirilip bebeğin ameliyatla doğurtulması ile son bulmakta..

” Ne var ki bunda; çoğumuz böyle doğduk ” diyebilirsiniz. Halbuki istatistikler, araştırmalar ve çok modern olduğu düşünülen batı toplumları sezeryanın ve baskı altında doğumun zararlarını görüp evde normal doğumu teşvik etmeye başladılar. Eleştirdiğimiz, tüketen sistem sadece ailelerin cebindeki parayı almakla kalmayıp korku,güvensizlik tohumlarını doğumhaneye kadar sokmuş. Şu an hastanelerde normalde olsa doğum için gelen kadınlar en mahrem anları olan sancı sürecini o sırada doğuma gelmiş diğer kadınlarla toplu olarak yaşamaya ve o sırada ortalıkta görevli olan ve hiç tanımadıkları insanların tanıklıklarında yaşamaya zorlanmaktalar. Çok kabaca olacak ancak olabilecek en doğru örnek gebe kadının sosyal alanda, insanların orta yerinde adeta sıçması istenmekte. Başka bir seçeneği olmadığını düşünen, toplumun hepsinin böyle davrandığını zanneden anne adayıda çaresizlikle ya oldukça acılı bir şekilde doğuma hazırlanmakta ya da isyan edip sezeryana razı gelerek, bu hiç normal olmayan ortama tanık olmamayı seçmek zorunda kalıyor.

Yunus’un, evimizde normal doğumu, benim 3, eşim Reyhanın ise 2. doğum deneyimi oldu. Barış ve Ekin sezeryanla doğmuştu ve her ikisininde doğumuna girip izlemiştim. O zamanlar bana herşey normal görünmüştü. Anneleri narkozun etkisinden çıktıktan sonra kucağa alınıp emzirlimişti. Sanırım en az 3-4 saat sürüyordu bu uyanma ve anneyle yavrunun kavuşması. O zamana kadar modern tıbbın pamuk ellerinde ( ! ) yavrular ters yüz edilip, sonda hortumların oralarına buralarına sokulup, hijyenik sıvılarla ( !? ) temizlenip anne sıcaklığına yakın olan,güvenli ( !? ) küvezlerde bekliyorlar. Ben bu süreçleri normal, olması gereken, bizim için en güvenilir çözüm olduğunu sanmıştım. Şimdi bakıyorumda bu koca bir kandırmaca. Olması gereken ev de normal doğum.

Eğer herhangi bir evde olamıyorsa dahi hastanelerde mutlaka gebenin mahremiyeti sağlanıp en yakınlarının, güvendiği birkaç insanın yanında olması sağlanarak suni sancı dahi vermeden sabırla normal doğumu beklemek.. Bebeğin başı yerine kıçı, bacağının gelmesi, kordonunun dolanması yada başka hayati risk içeren durumları istisna olarak görüyoruz. Özellikle özel hastanelerin bu risklerin görüldüğü yalanı ile hemen hemen pek çok gebeyi ameliyat masasına yatırdıklarına belki siz dahi şahitsinizdir. Hatırlıyorum her iki çocuğumda da buna benzer bir bahane öne sürmüşlerdi. Yunusun doğum sürecinde yaşayıp tanık olduklarımdan sonra kandırıldığımıza neredeyse eminim.

Reyhan da, ben de bu risklerin tepemize göktaşı yada uçak düşme riski kadar olduğunu düşündük. Ki yaşadığımız yerde deprem, sel, elektrik, suyun kesilmesi gibi riskler yok. Tek engelimiz bir risk oluştuğunda hastaneye yetişmekti. Onuda son haftaya kadar hekim arkadaşlarımızın kontrolünde aştık. Yani bebeğin tüm gelişimi, her şey normaldi. Eğer bir risk görseydik doğumun yaklaştığının işareti olan “Nişan” la beraber İzmir’de hastanelere çok yakın evi olan arkadaşlarımızın yanına gidecektik. Ama gerek kalmadı. Araç da arazinin içinde hazır bekliyordu. Reyhan ilk doğumunu Hindistan’da gayet rahat ve normal bir şekilde yaptığı için kendinden emindi. Tüm sağlıkçı arkadaşlarımız ve deneyimli kadınlar 2. doğumun daha rahat olacağını, zaten sürecinde bunu gösterdiğini söylüyorlardı.

Son haftalarda havalarda iyice ısınıp kendi evimizin huzurlu hali bize daha fazla güven vermeye başlamıştı. Reyhan her gün arazi içerisinde yürüyüp esneme hareketleri, nefes çalışmaları yapıyordu. Yoganın kendisine kattığı avantajları doğum sürecinde hepbirlikte yaşadık. 13-14 dakika aralıklar başlayıp 5-6 saat sonra 3 dakikada bire düşen kasılmalar, sancıları nefes meditasyonları ile hepimizin arasında atlattı. Kasılma aralıkları sıklaştıktan sonra doğum odasında hazırladığımız sıcak su dolu küvete girince adeta mucize yaşadığını söyledi. Sıcak su kasılmaları çok hafif atlatmasını sağladı. Ebemizin deyişiyle doğumu biraz geciktirmiş olabilen sıcak su, gebeye mola ve güven verdiği için bence kabul edilebilir hatta ihtiyaç duyulan bir konfor alanıydı. Reyhan 2 saat sonra ” Tamam artık hazırım ” deyip küvetten çıkıp daha güçlü kasılmalara başladı ancak bu onun canını çok acıtmıyordu. Kendi ifadesi ile ” bir an önce bu sürecin tamamlanıp artık bebeğin doğmasını ” istiyordu. Ancak bu sürecin ağır bir kabızlık hali gibi düşünüp, nasıl panik, sabırsız bir psikolijik halin kabızlığı gidermediği gibi bebeğide çıkarmayacaktı. Bunun yerine klozette kitap okur gibi yaptığını düşünerek kasların gevşemesini bekleyip olacağın olmasına izin vermek gerekiyordu.

Ve Reyhan bunu başardı..

Sancı aralarında ordan buradan sohbet edip Yunus’a isim arama geyikleri yapıyorduk. Arada çocuklar gelip kardeşimiz geldi mi diye bakıyorlar, Surya annesini öpüyordu. Odada ben ve Reyhan dışında sadece ebe vardı. Arkadaşımız Yosun bize malzeme, su , kuru yemiş, meyve hatta yemek desteği sağlıyor, başka insanların doğum odasına gelmesini engelliyor, çocuklarında geliş gidişleri abartmamalarını sağlıyordu. Bu düzen Reyhan’ın hem psikolojik hem de fizyolojik olarak hazır olmasına yetti ve sadece bebeğin baş ve omuzlarının çıktığı esnada içgüdüsel bir haykırışı oldu ve Yunusu kucağına aldı. Toplamda 8-10 saat süren sürecin sancı araları 3-5 dakikalara inmesiyle girdiğimiz doğum odasında 3-4 saatlik bir süre sonunda doğum gerçekleşti.

Umarım Reyhan’da yaşadıklarını ve hissettiklerini yazarak size daha fazla veya daha ihtiyaç duyduğunuz bilgileri verir. Hiç çocuk doğurma ihtimali olmasada sorumlu bir eş ve baba olmaya çalışan bendenizin anne adaylarına son tavsiyeleri şöyle olabilir;

  • Korku iyidir. Sizi önlem almaya, araştırmaya zorlar. Ancak korkunun esiri olup sistemin yalan kucağına düşerek sezeryan olmayın.
  • Size söylenen riskleri başka bir hekimde, en iyisi devlet hastanesinde kontrol ettirin.
  • Normal doğum yaptırmış ve buna inanan bir hekim bulup kontrollerinizi ihmal etmeden yaptırın.
  • Zırt-pırt ultrasona girip bebeği en güvenli yerde deli etmeyin
  • Kendinizin dışında eşinizde evde normal doğuma hazırsa ve riskleri en aza indirebiliyorsanız hemen ebe arayışına girin.
  • Büyükşehirlere yakın köylerde ebe kalmamış ancak hastanelerde doğuma hazırlayan hatta yaptıranlar genellikle ebeler olduğu için eve gelecek Ebe bulmak zor olmayacaktır.
  • SGK’lı doğum devlet hastanesinde ücretsiz. Özele gidilirse tam doğum paketi 1.000 tl den başlıyor. Ebe ile anlaşmalısınız; çok uygun bir rakamda söyleyebilir veya 1.500 tl de tutabilir. Biz bahçe abonesi yaparak bir nevi emek, ürün takası yaptık.
  • Tüm bu hazırlıklardan sonra doğum odasına geçilince kontrol sizde olsun. Gebenin psikolijik ve fizyolojik ihtiyaçlarını anlamaya dönük bir süreç yaşanmasını sağlayın. Ebe her ne kadar deneyimli olsa da doğumu yapan sizsiniz ve ihtiyacınızı ifade ederek ebe ile beraber eşinizi, dostunuzu doğru yönlendirmiş olursunuz.
  • Bu ihtiyaçlar genel olarak ; mahremiyetin kesin sağlanması, odaya tanıdık dahi olsa daha önce planlanmamış bir tanıdığın dahi alınmaması.
  • Tatlı, tuzlu, yiyecek ve içeceklerin daha önce belirlenip hazır edilmesi.
  • Gebe ile hiç bir konuda tartışmaya girilmemeli. Ortamı gerecek geyik dahi yapılmamalı.
  • Sancı, kasılma zamanları bir, en çok iki dakika sürüyordu. Bu süre esnasında sessizlik çok önemli.
  • Sancı esnasında gebe kendisi için en rahat pozisyonu her seferinde deneyerek belki 100. seferde bulmasına yardımcı olunmalı.
  • Bu pozisyon arayışları esnasında sabırsız bir halde asla olunmamalı.
  • Gebe bu süreçte belki 2 en çok 3 defa doğum noktasının açıklığını kontrol edebilir. Bunun dışında bebeğin başının,hatta omuzunun kendiliğinden dışarı çıkması dışında doğum noktasına elini yaklaştırmamalı.
  • Doğum odasına girdikten sonra ebenin gebenin yanında kalması, istisnai durumlar dışında alandan ayrılmaması güven ve kasların gevşemesi için gerekli.
  • Eğer şansınıza ebe, masaj yapan, refleksoloji bilen biriyse yaşadınız.
  • Tüm bu süreçlerin tıbbi sorumlusu ebe gibi görünsede aslında gebenin eşi süreci yönetecek sorumluluğu alacak şekilde kendini hazırlamalı ve insiyatifi elden bırakmamalı. Çünkü gebeyi en rahatlatacak kişi eştir.

Sabır ve neşeli bir doğum, hayat dilerim..

İSMAİL YENİGÜN _ Barış, Ekin ve Yunus’un babası, Surya’nın cici babası ( şovalyesi )

 

Sayın Reyhan – İsmail Yenigün’e MOMIDEA Blog paylaşımları için teşekkür ederiz.

#momidea #iyioliyişeyleryap #eniyisi etiketle, paylaş